ATATÜRK'E ÖZLEM

ve

AVRUPA BİRLİĞİ HAKKINDAKİ  GERÇEKLER

  

                                                                                                            9 Mart 2007

         *Sınıflar sardalya kasası gibi... 60'şar 70'şer kişi sıkışıyor çocuklarımız. Öğretmenlerimiz, herkesten az kazanıyor.  Bu şartlarda AB'ye girmemiz mümkün mü?  Değil.  Peki siz hiç, bugüne kadar Avrupa Birliği'nin bir defa olsun, "bu sorunu çöz, çözmezsen olmaz" dediğini duydunuz mu?  Ben duymadım.  Ama eğitimle ilgili ne duyuyoruz hep?  "Ruhban Okulu'nu aç".        

          * Sabahın 4'ünde giriyoruz hastane kuyruğuna... Kalp ameliyatına bile 6 ay sonraya gün veriliyor. Temel insanlık hakkımız yok yani! "Al şu fonları hastane aç" diyor mu? Demiyor... Ne diyor? "Limanları aç". 

          * Bayramda 104 kişi daha öldü... Her yıl küçük bir Avrupa kenti kadar insanımız yollarda heba oluyor.  "Yollarını düzelt" demesi gerekmez mi?  Gerekir... Ama o ne diyor?  "Ermenistan'a yol aç." 

          * Resmi olarak 2.5 milyon, gayrı resmi olarak 10 milyon işsiz var Türkiye'de...  Fas'ın Tunus'un Cezayir'in işsizini alıyor. Bize duvar. Bir tek kimi alıyor bizden? Teröristi. İşçi suçlu. Terörist mağdur. 

          * Bölücü posteri taşıyana "dokunma" diyor. Atatürk posteri asana "indir onu" diyor.          

          * AB üyesi İngiltere, kendi genelkurmay başkanına göre bile, "el alemin ülkesinde işgalci." Çıt çıkmıyor.  Bizim asker, "kendi toprakları üzerinde" uçak uçuruyor... Şiddetli itiraz. Kınama. 

          * El ele verip, Çanakkale'den Antep'e, İzmir'den Urfa'ya, katlettikleri Türk'ün haddi hesabı yok.  "Soykırımcısın" diyor.  "Değilim" demek yasak üstelik. 

        * Kendi ülkesinin şartlarına göre kanun çıkarmakla yükümlü olan Meclis, "tercüme bürosu"na döndü... Trafik suçu bile işlenmeyen ülkelerin kanunları bire bir Türkçe'ye çevriliyor.  Sonra ne oluyor?  İt, uğursuz kol geziyor. Namuslu vatandaş korku içinde. 

 

 

         * Farz edelim Akmerkez'e gittiniz. Üstünüz aranıyor mu? Aranıyor... Çocukların bile aranıyor. Ama polis şüphelendiği bir kişinin üstünü arayabiliyor mu? Arayamıyor. Neden? Çünkü artık hakim kararı gerekiyor. Akmerkez'deki güvenlik görevlisinin hakim kararına ihtiyacı yok... Devlet polisinin hakim kararına ihtiyacı var. Buna " Avrupa Birliğine uyum" deniyor.

         * Tatile gideceksiniz...  Mesela, Belçika'ya.  Vize vermek için, tapu istiyor, banka cüzdanı istiyor, gidiş-dönüş uçak bileti istiyor, kalacağın otelin rezervasyonunu istiyor, şimdi yeni moda çıktı, kulaklarını gösteren fotoğraf istiyor. Ama Fehriye orada.

 

          * Türkiye'ye hakaret etmek, alehinde konuşmak bile Avrupa'lılar tarafından ödüllendirilmek için tek neden.

 

          Hâlâ bir terslik yok mu burada?

         

          Kendi içimize bakalım;

            

          * Fransa'da iken Fransız'larla İngilizce konuşmak istediğimde, hayır biz Fransızca'nın dışında dil kullanmayız demişlerdi. Kendi dillerini gelişmesi için kanunlar çıkarmışlardı. Biz ise, caddelere baktığımız zaman Türkçe firma adı bulmakta sıkıntı çekiyoruz. Alış-veriş Merkezleri açıyoruz, adına da "Town Center", "Capitol Alış-veriş Merkezi", "Galleria" ....... gibi utanıp sıkılmadan yabancı isimler veriyoruz. Türk firması olupta yabancı isimler kullanan tüm firmalarla alış-veriş yapmamayı tercih ediyorum ve protesto için sizlerinde aynı yolu izlemenizi öneriyorum.  

      

          * Türkiye'nin can damarı sayılan ve kar getiren stratejik olan veya olmayan büyük-küçük şirketler özelleştirilecek dendi. Yabancı devletlere satıldı. Şu anda Türkiye'nin can damarları yabancıların elinde. Özelleştirme demek, şirket ve firmaları yabancılara terk etmek demek değildir. Bu durumu da protesto ediyorum... Yabancılar Türkiye'ye geliyorsa uçak fabrikaları kurmak amacı ile gelsinler, teknoloji ile gelsinler. Fabrikaları ile gelsinler. Zaten kar eden ünlü markalarımızın adını değiştirmekle, otel yapmakla yapılan ortaklık ortaklık değil, resmen o ülkeyi kontrol altına almanın adımlarından birisidir.    

      

          Halkımızın ilerlemesini, modern, çağdaş yaşam düzeyini yükseltmesini sağlayacak kanunları halkımız zaten hak etmiştir. Kanunlar çıkacaksa AB istiyor diye değil, halkımız bu kanunlara hak ediyor diye çıkarılmalıdır. AB, Türkiye'yi kendisine üye yapmak değil, Türkiye'yi bölmek, istediği gibi yönetmek istemektedir. Eskiden bir reklam vardı. "Yöneticileriniz uyuyor mu?    

          Atatürk, gençliğe bu konuda nasıl hareket etmesi gerektiğini, gençliğe hitabında açıklıyor:

  

          " Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. 

          Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!     

   

 

          ATATÜRK'ÜM SENİ ÇOK ÖZLEDİM...

     

          ÜLKEMİZİN DÜZELECEĞİNE BÜTÜN GÜCÜMLE İNANIYORUM.. KENDİSİNİ AYDIN OLARAK NİTELEYEN HAİNLERLE DEĞİL, GERÇEK AYDIN VE ATATÜRKÇÜLER BU ÜLKEYİ DAHA İLERİYE GÖTÜRECEKTİR...

           SAYGILARIMLA...    ( 10.11.2006 )  

 

           ( Bu konuda bana mesaj gönderen Mehmet Sezgin dosta teşekkürler )

 

 

 

 

 

 

DİĞER BAŞYAZILAR

 

LAİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ SONSUZA DEK DEVAM EDECEKTİR

Okumak için tıklayınız