YÖNETMEN, TİYATRO, SİNEMA VE DİZİ SANATÇISI, İSTANBUL BEYEFENDİSİ

KENAN PARS YAŞAMINI KAYBETTİ.

(10 Ağustos 1920 -10 Mart 2008)

        Ünlü Sinema sanatçısı Kenan Pars, grip tedavisi görmekteydi. Ölmeden üç hafta kadar önce Basad'tan evine kadar  sohbet ede ede gittiğimde kanserle ilgili hiç bir şey söylememişti bana. O görüşüm son kez oldu. Daha sonra Beylikdüzü'ne kızının yanına gitmişti. 10 Mart 2008 günü orada yaşamına veda etti.

       Cenazesi 12 Mart 2008 günü saat 11.00 de, mensubu olduğu Bakırköylü Sanatçılar Derneği BASAD'ta, saat 14.00 tede Bakırköy Ermeni Kilisesinde yapılan büyük bir törenle Bakırköy Ermeni Mezarlığı'na defnedildi.

       Cenaze törenine büyük ilgi vardı. Bulunan ortam tıklım tıklım doluydu. Sanat dünyası, yöneticiler, iş adamları ve halkın ilgisi büyük oldu. Katılanlar arasında görebildiklerim Ediz Hun, Müjdat Gezen, Orhan Gencebay, Adnan Şenses, Hüner Coşkuner, İskender Doğan, Muzaffer Uludağ, kalabalıktan göremediğim çok sayıda kişi.

       Asıl adı Kirkor Cezveciyan olan Pars, 10 Ağustos 1920'de İstanbul'da doğdu. ( Basında 10 Mart 1920 diye yanlış olarak yazılmıştır. Kenan Pars'ın kızından basındaki bilginin yanlış olduğunu öğrendim, yani doğum gününde vefat etmedi)) Bir dönem Yeşilçam filmlerinin sert mizaçlı karakterlerini canlandırdı. Son olarak Bakırköy'de kendi adını taşıyan bir Milli Piyango  bayii işletiyordu.

         5 Şubat 2007 tarihli Tercüman Gazetesi'nde yayınlanan röportajında şöyle demişti.

     O’nu 1950’lerde Türk sineması siyah-beyazlığından kurtulamamışken tanıdık. Filmlerde ya başroldeki kızı büyük bir hırsla sevgilisinden ayıran zengin bir işadamını ya da Bizanslı bir komutanı canlandırıyordu. Evet, 500’ün üzerinde filmin çoğunda karakter oyuncusu olarak karşımıza çıkan Kenan Pars,

bugün 87 yaşında. “Teklif gelse film setine parende atarak giderim” diyecek kadar oyunculuğunu seven Ermeni asıllı oyuncu Pars, “Türk müsünüz?” sorusuna bile sinirleniyor. Asıl adı Kirkor Cezveciyan olan sanatçı, “O isim sadece kimlikte kaldı. Ben orta yaştakilerin bile benim filmlerimle büyüdüğü, Kenan Pars’ım” diyor. Evinde 80 Atatürk fotoğrafı bulunduğunu söyleyen Pars, 83 yılını geçirdiği Bakırköy’de boncuklarla besmele işlemesi yapıyor ve sergi açmayı planlıyor.
       Boncuk işlemeleriniz ne güzel! Ama bir çelişki var. Besmeleyi tabloya işliyorsunuz. Ama sizin asıl adınız Kirkor Cezveciyan değil mi?

    Öncelikle işlemeleri beğendiğine sevindim. İslamiyet’i tanıyorum. Kirkor Cezveciyan, sadece kimliğimdeki adım. Kullanmıyorum. Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kenan Pars’ım. Üsküdar’da doğdum. Zonguldak’ta bir buçuk yıl kaldıktan sonra ailemle İstanbul’a döndük. 83 yıllık Bakırköylü’yüm.

         O halde size “Türk müsünüz?” diye sormayayım.
       Yapma gözünü seveyim. Şöyle anlatayım, dünyada kozmopolit üç ülke var: ABD, Rusya ve Türkiye. Amerika’daki halk, Amerikan. Ama doğma büyüme değil. Yahudisi’nden, İspanyolu’ndan, İngilizinden her milletten halk var. Rusya da öyle. Türkiye’de de Laz, Çerkez, Arap var. Ama asla ülkemiz Amerika ve Rusya gibi olmadı. Hepimiz kaynaştık. Şu anektodu çok severim: Atatürk’e bir gün suikast hazırlığı yapılıyor. Yapanlar yakalanıyor. Paşa, yaverlerine “Ermeni var mı içlerinde” diye soruyor. “Hayır” cevabını alınca “Boş ver o zaman” diyor. Şu anda Türkiye’de yaşayan Ermenilerin hiçbiri “Ben Ermeni’yim” demez. Çünkü her birinin bu topraklarda geçmişi var. Soruyorum sana Türkiye’de doğan bir Ermeni’ye bileklerini kessen ne akar diye sorsam ne cevabı verir?

        Cevabı ne olur?
        Beyaz fasulye, pirinç, leblebi, enginar, salatalık, kara lahana akar der. Türkiye’de doğan, Türkiye Cumhuriyeti nüfus cüzdanını taşıyan, bir Türk gibi yaşayan bir adama ne denir? Ben bir Türk’üm. Türk olmanın anlamını hissediyorsan sen de bir Türk’sün.

         Dininizi değiştirdiniz mi efendim?
         Hayır. Ben 25 yıl kilisede okudum. Annem vefat ettikten sonra kiliseye gitmedim. Dualar bana dokunuyordu. Kiliseyi rahatsız ettim. Babam, ağabeyim, ablam öldü. Kiliseye gitmedim. Ama dinimi değiştirmedim. Eşim, Konyalı Ermeni asıllı bir Türk. Narin ve Linda iken Çiğdem ismini alan iki kızımız oldu. Kızlarımdan biri, Aktör Ayhan Işık’ın ablasının oğlu olan bir Müslüman’la evlendi.
     Siz nasıl Kelime-i Şahadet getirmeyi öğrendiniz peki?
         Ben askerliğimi Balıkesir’de yaptım.Ali adında bir

subayın emir eriydim. Gayrimüslim olduğum için elime silah yerine kazma kürek verdiler. Akhisar-Sındırgı yolunun yapımında benim de emeğim büyüktür. Askerliğimin ilk günü, Ali Bey’in evinin kapısını çaldım. Eşi açtı. Bana çok çirkin göründü. Kadın, bana “Oğlum, bana günde iki kova su getir. Ama suyu bahçe tuvaletinin yanına dökmeden koyacaksın. Sen İstanbul çocuğusun” dedi. Diğer Ermeni asıllı gençler, marangozhanede çalışıyorlardı ve beni çekemiyorlardı. Birtakım iftiralarla oradan göndermek istiyorlardı. Çünkü içlerinde en adama benzeyeni bendim. Bir gün subayın eşi şöyle dedi: “Sizin de paskalyanız yaklaşıyor. Neler yaparsınız bayramınızda? Kırmızı yumurta, piyaz, uskumru dolması mutlaka yaparsınız” Tedirginlikle kadını dinledim. Paskalya geldi çattı. Ailemden uzaktaydım ve onları özlüyordum. Ali Subay bana, “Gel, bir aile yemeği yiyelim” dedi. Ben de gittim. Masa hazır. Kırmızı yumurtadan uskumru dolmasına kadar her şey masada vardı. Tüylerim ürperdi. Gözyaşlarımı tutamadım. Anladım ki o güne

 

 

yani 20 yaşına kadar hep ters düşüncelerle büyümüşüm. O gün bambaşka biri oldum. Bir Müslüman, bayramını biliyor ve bayramımı kutluyordu. Ben de Müslüman olmasam da İslam dini adına bir şeyler yapmam gerektiğine karar verdim ve kulaktan dolma olarak duyduğum Kelime-i Şahadet’i öğrenmek istedim.

         Hıristiyansınız ama İslam dinine de önem veriyorsunuz.
         Evet. İslamiyet’i öğrenmeye çalıştım. Mezarımdaki tabelada bundan sonra ha Müslüman, ha Hıristiyan yazsın benim için hiçbir şey fark etmez.
         Son dönemlerdeki yine çomak sokulmaya çalışılan Türk-Ermeni ilişkileri konusundaki yorumlarınız?

Bu çok uzun bir hikâye. Benim için Türk, Ermeni, Arnavut, Çekoslovak yok. Benim için Türkiye var. Ben bu ülkenin baş tacıyım. Bu ülke beni bu noktaya getirdi. Nereye gidersem Kenan Pars’ım. Tüm Anadolu’yu gezdim. Her yerde iltifat, saygı gördüm.